NAMAZ VAKİTLERİ

HABERLER

İlçe Müftülüğümüzce İyilik Sofrası adlı İftar Yemeği Programı Düzenlendi

İlçe Müftülüğümüzce İyilik Sofrası adlı İftar Yemeği Programı Düzenlendi

İlçe Müftülüğümüzce İyilik Sofrası Adlı İftar Yemeği Programı Düzenlendi. Türkiye Diyanet Vakfı...

Kutlu Doğum Haftası Nedeniyle Konferans Yapıldı

Kutlu Doğum Haftası Nedeniyle Konferans Yapıldı

Akpınar Müftülüğü tarafından Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla ilçemiz Akpınar Spor Salonu’nda,...

‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’…

‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’…

Diyanet İşleri Başkanlığı, ‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’ başlığı altında Bayırbucak Türkmenleri,...

D.İ.Başkanlığı Mescidi Aksada Şiddet Olaylarını Kınadı

D.İ.Başkanlığı Mescidi Aksada Şiddet Olaylarını Kınadı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Mescid-i Aksa’ya yönelik İsrail baskınına...

D. İ. B. Malzeme Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Din Görevlileriyle Bir Araya Geldi

D. İ. B. Malzeme Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Din Görevlileriyle Bir Araya Geldi

        Diyanet İşleri Başkanlığı Malzeme Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı Haydar...

D. İ. B. M.ve S.Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Konfarans verdi

D. İ. B. M.ve S.Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Konfarans verdi

    Akpınar İlçe Müftülüğümüzce 29.12.2015 Salı günü saat:10.00’da Akpınar Spor Salonunda...

  • İlçe Müftülüğümüzce İyilik Sofrası adlı İftar Yemeği Programı Düzenlendi

    İlçe Müftülüğümüzce İyilik Sofrası adlı İftar Yemeği Programı Düzenlendi

  • Kutlu Doğum Haftası Nedeniyle Konferans Yapıldı

    Kutlu Doğum Haftası Nedeniyle Konferans Yapıldı

  • ‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’…

    ‘Şimdi Yaraları Sarma Zamanı’…

  • D.İ.Başkanlığı Mescidi Aksada Şiddet Olaylarını Kınadı

    D.İ.Başkanlığı Mescidi Aksada Şiddet Olaylarını Kınadı

  • D. İ. B. Malzeme Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Din Görevlileriyle Bir Araya Geldi

    D. İ. B. Malzeme Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Din Görevlileriyle...

  • D. İ. B. M.ve S.Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Konfarans verdi

    D. İ. B. M.ve S.Daire Başkanı Haydar Bekiroğlu İlçemizde Konfarans verdi

RUHLARIN YENİLENME  MEVSİMİ RAMAZAN

 

Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in ailesinin ve bütün ashabının üzerine olsun.

 

Ramazan , ruhların manevi bereket ve feyziyle arındığı, bedenlerin şükrü olarak fitrelerin verildiği, alınların daha çok secdeye konulduğu, yardımlaşma damarlarının her zamankinden daha faal çarptığı ve çalıştığı,  gönüllerin sururla dolduğu, vücun maddi ve  manaevi menfezlerinin şerre kapatıldığı………. El hasıl nefislerin ve bedenlerin maddi ve manevi yoğunlaştırılmış bir eğitimden geçirilip   nefsin ve şeytanın en tehlikeli ve tesirli zehirleriyle bulanmış oklarına karşı manevi oruç kalkanıyla karşılık verildiği bir aydır.

Çünkü;

 إِنَّ أَوَّلَ شَهْرِ رَمَضَانَ رَحْمَةٌ ، وَأَوْسَطَهُ مَغْفِرَةٌ وَآخِرَهُ عِتْقٌ مِنَ النَّارِ

 “Ramazan’ın Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş’tur” (Beyhaki , Şuab, 3/3068)

v   Bu ayın evveli rahmettir. Biz acınacak kullarına Allah azze ve cellenin engin lütfunu ifade eder (el-Müfredât, “rhm” md)  . Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de ilâhî rahmetin her şeyi kuşattığı, Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti kendisine “farz kıldığı” (merhameti ilke edindiği) belirtilmiştir (el-A‘râf 7/156; el-Mü’min 40/ 7; el-En‘âm 6/12, 54). Bir kutsî hadiste, “Benim rahmetim gazabımı aşmıştır” buyrulduğu gibi (Buhârî, “Bedaü’l-ħalķ”, 1, “Tevĥîd”, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16) Buhârî ile Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste (“Edeb”, 19; “Tevbe”, 17-19) Resûl-i Ekrem, Cenâb-ı Hakk’ın, rahmeti 100 parçaya ayırıp birini yeryüzüne yönelttiği, bu sayede bütün canlıların merhamet duygusu ve içgüdüsüyle davranışlar sergilediği, geride kalan doksan dokuz merhametini ise âhiret hayatına bıraktığı bildirilmiştir. 

v   Ortası ise mağfirettir. Bu ise günahkar kulların  günahını örtüp kusurunu bağışlaması(Lisânü’l-Arab “ġfr” md.) ve  azap görmekten koruması (Müfredât “ġfr” md.) demektir.

Allah Teâlâ'nın günahları örtmesi; dünya da o günahları açığa çıkarıp insanların içinde o kulu rezil etmemesi şeklinde tezahür eder. Ahirette ise, kulunun günahlarını ortaya çıkarıp onu o günahlardan dolayı hesaba çekmemek şeklinde tecelli edecektir. Mağfiretin dünya ve âhiret hayatını ilgilendiren, bu öneminden dolayı Allah Teâlâ, Hz. Peygamber ümmetine Allah'tan mağfiret istemeyi tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber, fiilen kendisi de Allah Teâlâ'dan çokça mağfiret taleb ederek ümmetine örnek olmuştur. Bir hadis-i şeriflerinde Hz. Peygamber: "Ben Allah'a tevbe eder ve günde yüz defa Allah'tan mağfiret isterim" buyurmuştur.

Sonu ise cehennemden azade olmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş yedi âyetinde yer alan cehennem, herhangi bir sözlük anlamı taşımaktan çok kâfirlerin, münafıkların, zalimlerin, gerçeğe boyun eğmeyenlerin azap görecekleri yer olarak tasvir edilir. Ve cehennemden kurtuluş Allahın fazlı ve mağfiretiyle gerçekleşir. Allah`ın mağfireti hiçbir ayda olmadığı kadar bu ayda tezahür etmektedir. 

Çünkü bu ayda cennetin kapıları ardına kadar açılır. Cehennemin kapıları kapatılır. Şeytanlar da zincirlere vurulur;

إذَا جَاءَ رَمَضَانُ، فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجَنَّةِ، وَغُلِّقَت أَبْوابُ النَّارِ، وصُفّدَتِ الشَّيَاطِينُ .

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirlerle bağlanır.” (Buhari, Savm, 5; Müslim, Sıyam, 1)

Şeytan “hayırdan ve rahmetten uzaklaşmış yaratık; yanıp helâke mâruz kalmış varlık” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ştn” md.; Lisânü’l-Arab, “ştn” md.) Kur’an’da şeytanla insan türü arasındaki ilişkiye veya mücadeleye temas eden birçok âyet bulunmaktadır. Âdem’e melekler secde ettiği halde şeytan kibirlenip ilâhî emre karşı çıkmış, gerekçe olarak da kendisinin ateşten, Âdem’in çamurdan yaratıldığını ileri sürmüştür. İlâhî iradenin Âdem’in zürriyetine bütünüyle iyi ve bütünüyle kötü arasında takdir ettiği konumun bir gereği olmalıdır ki Cenâb-ı Hak hayırdan ve rahmetinden uzaklaştırdığı şeytana insanoğluna vesvese vermeye, çeşitli hile yöntemleriyle bâtılı hak gibi gösterip insanları doğru yoldan saptırmaya izin vermiştir. İnsan oğlunun imanı ne nispette sağlam ise şeytanın tesiri ve vesvesesi de o nispette  zayıf kalmaktadır. Ramazan ayı girince şeytanın bu manevi tesiri sade zayıf hal alabilmektedir. Mü`mine düşen zincirlere vurulmuş olan şeytanının bu frangalaradan kurtulmasını sağlayacak yanlış iş ve davranışlarda bulunmamamsıdır. Aslında şeytan hakikaten Ramazan ayından öncaki tesir kuvvetini kaybetmiş olabilir. Nitekim bu tesir gücünü veren Allah azze ve celledir. Bu gücü veren onu geri çekip alabilir de. Bu zincire vurulmanın hakikat manasıdır. Şeytandan mecaz olarak kişinin içindeki kibir ve fucur putunun zincirlenmesi de anlaşılabilir ki, kanaatimizce bu zayıf bir tercih olur.

Şeytanın vesvesesi ve nefs-i emmmarenin  doymak bilme arzuları karşısında ibadet ihlas ve samimiyet libası giyildiği takdirde Rızayı Rahman elde edilebilecek ve kurtuluşa erebilecektir. Nitekim şair bu durumu ne de güzel dile getirmiştir:

Gördüm ki, insanın iki düşmanı,

Biri kendi nefsi, biri şeytanı,

Dedim: kuşansam mı kılıç kalkanı?

Silah yok dediler.. Secdeden gayrı...

O halde bu ramazan nasıl bir ramazan olmalıdır.

Bu   Ramazanımız hangi ramazan olmalıdır. Acaba Vakit öldürenlerin, tembellerin ramazanımı gibi mi olacak;  yoksa ciddi ve çalışkan zamanını boşa harcamayan kimselerin ramazanı gibi mi olacak.

Bu  ramazanımız tevbe edenlerin, tevbede  buutlaşan ve derinleşen Salih  kulların ramazanı gibi mi olacak, yoksa günahkar, facir, bedbaht, şaki kulların  ramazanı gibi mi olacak.

Bu ramazan bizim için İyilik, ihsan, lütûf, atiyye, hayır, ayımı olacak yoksa, intikam,öc,kin ayımı olacak.

Bu ramazan bize gündüzleri sıyam (oruç), geceleri kıyam(namaz) ayımı olacak yoksa, mükellef iftar sofralarıyla donatılmış davetlere, yemeye içmeye düşkün, şehvetine yenik sabahlara kadar malayani şeyler peşinde koşan, televziyıon ve internette zaman öldüren gündüz orucu uykuya tutturan kimselerin  ramazanı gibi mi olacak.

Ramazana ulaşmışta affolunmadan ramazan çekip gitmiş kişinin haline yazık!!!!

غنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:«رَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ أَدْرَكَ عِنْدَهُ أَبَوَاهُ الْكِبَرَ (أَوْ أَحَدُهُمَا) فَلَمْ يُدْخِلَاهُ الْجَنَّةَ».

Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Yanında ismim zikredildiği hâlde bana salât ü selâm getirmeyen kimse perişan olsun! Ramazân-ı Şerif’e girip de mağfiret edilmeden çıkan kimse perişan olsun! Anne ve babası yaşlılık günlerini yanında geçirip de (onları memnûn ederek) cennete giremeyen kimse perişan olsun!”(Tirmizî, Deavât, 110/3539)

Demek ki Ramazan girdiği halde af olamayacak insanlar olabiliyor. Bu da çok fena bir durumdur. Bu durum neyin sonucu olabilir. Yani  Ramazan olduğu hâlde neden bir insan, afv-ü mağfiret olunmaz?.. Çünkü Ramazanda oruç tutmaz, teravihe gitmez, kötülüklerden vazgeçmez, oruç tutarsa bile usûlüne uygun tutmaz. Yemek yemez, su içmez ama gözüyle harama bakar, diliyle haram söyler, kulağıyla haramı dinler, eli harama uzanır, haram lokmayla iftar eder, ayağıyla günah yerlerine gider. Ramazan geldiği halde bar, pavyon, kahve, gazino, günah yerleri neresiyse oraya gider.

Ancak kalbi mescitlerde asılı olan, sadece Allah için yemeyi içmeyi ve şehevi arzularını  terk eden kimsenin durumu ise daha başkadır. Onun mükafatını ise Allah azze ve celle kendisi takdir edecektir

وَعَنْ أَبي هُريرَةَ، ، قَالَ: قالَ رَسُولُ الله: قَالَ الله عَزَّ وَجَلَّ: كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إلاَ الصِّيَامَ، فَإنَّهُ لي وأنا أَجْزِي بِهِ, وَالصِّيَامُ جُنَةٌ، فَإذا كَانَ يَوْمُ صَوْمِ أَحَدِكُمْ فَلا يَرْفُثْ وَلا يصخَبْ، فَإنْ سَابَّهُ أَحَدٌ أَوْ قَاتَلَهُ، فَلْيَقُلْ: إنِّي صَائِمٌ, وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَخُلُوفُ فَمِ الصَائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ الله مِنْ رِيحِ المِسْكِ, لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ يَفْرَحُهُمَا: إذا أَفْطَرَ فَرِحَ

وفي روايةٍ له: يَترُكُ طَعَامَهُ، وَشَرَابَهُ، وشَهْوَتَهُ، مِنْ أجْلي، الصِّيَامُ لي وَأنا أَجْزِي بِهِ، وَالحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا  .

وفي روايةٍ لمسلم: كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ يُضَاعَفُ: الحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إلى سَبْعِمِائةِ ضعْف. قال الله تعالى: إلاَّ الصَّوْم فَإنَّهُ لي وَأَنا أَجْزي بِهِ: يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَطَعَامَهُ مِنْ أَجْلِي. لِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ: فَرْحَةٌ عِنْدَ فِطْرِهِ، وَفَرْحَةٌ عِنْدَ لِقَاءِ رَبِّهِ.  وَلَخُلُوفُ فيهِ أَطْيَبُ عِنْدَ الله مِنْ رِيحِ المِسْكِ .

بِفِطْرِهِ، وَإذَا لَقِيَ رَبَّهُ فَرِحَ بِصَوْمِهِ .

Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Ademoğlunun oruç dışında her ameli kendisi içindir, oruç ise başka maksad ve gösteriş olamayacağı için sadece benim içindir. Önceden bildirilmiş ölçülerin çok üstünde olan mükafatla mükafatını da ben vereceğim. Oruç günah ve hastalıklara ve cehennem ateşine karşı bir siperdir. Biriniz oruçlu olduğunda kötü söz söylemesin ve kavga da etmesin, şayet birisi kendisine söver ve çatarsa ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı  elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbına kavuştuğu andır.” (Buhari, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163)

Bu, Buhari’nin rivayetidir. Başka bir rivayetinde ise, (Yüce Allah:)oruçlu yemesini, içmesini ve nefsani arzularını sadece benim için terk ediyor. Dolayısıyla oruç sadece benim için yapılan bir ibadettir. Diğer iyilik ve ibadetlerin karşılığı on misli sevap olduğu halde orucun mükafatını bizzat ben size bildirmediğim bir ölçü ve nispetle ben vereceğim.

Müslim’in başka bir rivayetinde ise;

“Ademoğlunun her ameline kat kat sevap verilir, bir iyilik on mislinden yedi yüz misline kadar katlanır. Ancak oruç başka, onun mükafatını ben veririm. Çünkü oruçlu kimse yemesini içmesini ve nefsani isteklerini sadece benim için terk eder. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anından birisi, iftar ettiği zaman, diğeri ise orucunun sevabıyla Allah’a kavuştuğu andır. Oruçlunun ağız kokusu ise Allah katında misk kokusundan daha güzeldir” buyurmuştur. (Müslim, Sıyam, 164)

Demek ki ilahi rahmeti kazanmaya en çok vesile olan amellerden birisi de Ramazan ayını fırsat bilip, onu layıkıyla değerlendirmektir. Zaten bayram yapmak haddi zatında günahlardan arınıp cehennemden azat olmanın sevincini yaşamaktır. En büyük kazanç ilahi azap ve gazaptan kurtulmak, rızay-ı ilahiye nail olmaktır.

Senede bir defa gelen on bir ayın sultanı Ramazan kullukla ilgili eksiklerin telafisi için tam bir fırsattır. Ramazan manevi hastalıkların tedavi edildiği manevi bir hastane’dir. Günahların temizlendiği mükemmel bir hamamdır. Yoğun bir kulluk mektebidir. Yardımlaşma, kaynaşma, dayanışma, kardeşlik ve sevgi mevsimidir. Ruhlar arınır, bedenler hafifler, maddi-manevi sağlığa kavuşulur. Kirlerden arınmak, kulluk mektebini başarıyla bitirmek, gönülleri iyilik ve ihsan ile doldurmak yeni bir hayata aşkla, şevkle yeni ve taze bir güç ve heyecanla başlama vesilesidir. Her Ramazan yeni bir hayatın başlangıcı demektir.

Yüce rabbimizden niyazımız da bu ramazanı ruhlarımızı yeniden diriltmeye vesile kılmasıdır…..

Mevlüt ŞAHİN 

İlçe Müftüsü

2016 RAMAZAN

Diyanet Radyo

2015 Yılı Camiler ve Din Görevlileri Haftası

     

      

Web Siteleri